Bağlamanın Hikayesi

Anadolu halk müziğini tek bir enstrümanla anlatacak olsak aklımıza ilk olarak baglama
gelirdi herhalde. Türk Halk Müziği’nin en önemli parçası olan bağlamanın hikayesini sizlerle paylaşmak istedik.

Yazımıza başlamadan önce size bir de Türk Halk Müziği’nden bahsetmek istiyoruz, kesinlikle aşağıdaki adresten Türk Halk Müziği hakkındaki yazımızı okumalısınız ve videoyu izlemelisiniz;

Adım Adım Türk Halk Müziği

Anadolu´da Bağlama Girmemiş Yöre, Ev Yoktur!

Bağlama ve bağlamaya benzeyen çalgılara “lut” da denmektedir. Lut aynı zamanda, İspanya’nın güneyinde bulunan bir özerk bölge olan Endülüs ve Endülüs kültürünün yardımı ile Avrupa kültüründe yer edinmiştir.


Bağlamanın Tarihsel Gelişimi

Bildiğimiz üzere bağlama ya da diğer adı ile lutlar , kısa bağlama (kısa lut) ve uzun bağlama (uzun lut) olarak ikiye ayrılmaktadır.

  • Uzun lut : Sapı uzun ve gövdesinin ise dar, küçük olmasından dolayı bu adı almaktadır.
  • Kısa lut   : Sapı kısa ve gövdesi ise büyük, geniş olmasından dolayı bu adı almaktadır.

Bağlamanın Bulunduğu Bölgeler

Milattan Önce 2 binde ilk örnekleri bulunan lutlara daha çok Mezapotamya, Doğu Akdeniz ve Doğu Asya‘da rastlanmıştır. Yine milattan önce 1730’lı yıllarda Mısır’da da örnekleri bulunan lutların 2 binli yıllarda bulunanlara göre çeşitli farkları vardır ki en belirgin farkı saplarının uç kısıma doğru gittikçe daralıp sivrilmesidir.


Bağlamanın Anadolu’ya Gelişi

Bağlama ve bağlama türü Anadolu’ya Milattan Önce 1690 tarihlerinde giriş yapmıştır. Eski Hitit döneminde rastlanan bu çalgının ayrıca çeşitli taşlar üzerine çalan kişiler ile resmedildiği kalıntılarda bulunmaktadır. Frigyalılar ve Lidyalılar tarafından kullanıldığı çeşitli belgeler ile resmiyet kazansa da Urartular dönemine ait net bir bilgi malesef bulunmamaktadır.

  • Biraz daha günümüze yaklaşıldığında Bizans döneminde de bu enstrümanın oldukça sık kullanıldığı görülmektedir. “Pandura” adı verilen ve çeşitli mozaikler üzerine resmedilen Bizans dönemindeki örnekleri 3 telli ve perdesiz olarak kullanıldığını göstermektedir.
  • Bağlama ve bağlama türü çalgıların batı ülkelerine tekrar getirilişleri Türkler sayesinde olmuştur. Bağlamaya benzeyen ilk enstrümanlar Hakas bölgesi etrafında bulunmuştur. Hakas bölgesi aynı zamanda Eski Kırgızların yerleşim alanı olarak da bilinmektedir.
  • Bu bölgede bulunan çalgıların iki telli ve perdesiz olarak kullanıldığı da yapılan kazılar sonucunda elde edilen çeşitli oyma ve figürlerde belirtilmiştir.
  • Bu iki telli ve perdesiz enstrümana günümüzde iki telli anlamına gelen “dutar” denmiştir.
  • Asya türkülerinde sıklıkla kullanılan bağlamaya “kopuz”, tel sayısı ise ikiden fazla olan bağlamalara da “dombra” denmektedir.

Bağlamanın isimlendirilmesinde tel sayısının dikkate alındığı dönemde daha çok Arapça – Farsça terimler kullanılırken günümüzde özellikle Anadolu sazlarında “ikitelli” ile “on iki telli” terimleri kullanılmaktadır. Tel sayısına göre adlandırmadan vazgeçilmiş olup saz tipine ve çalındığı yöreye ait akort düzenine göre isimlendirmenin yapıldığı unutulmamalıdır.

Örnek vermek gerekirse cura, divan sazı, tanbura gibi bağlama türlerine verilen çeşitli adlar çalgı boyutu ve akort sistemine göre değişiklik göstermektedir.

Ayrıca bağlamanın atası, Dede korkut hikayelerinde adi çok sık gecen “kopuz“dur. Yaklaşık 2000 yıllık bir geçmişi olan ve birden çok telli saz türünü kapsayan kopuz, Orta Asya´da ki Türk boyları tarafından kullanılmış, ilk zamanlar o bölgenin “gezginci ozanları” aracılığıyla Anadolu´ya gelmiştir.Bölgede yasayan Şamanist Türkler, kopuzu kutsal kabul etmiş, çalmasını bilmeyeni kendilerinden saymamıştır. Hatta savaşlarda belinde kopuz olan savaşçıya düşmanın el sürmediği söylenirmiş. Kopuz, bağlamadan farklı olarak teknesi deriyle kaplı, perdesiz, iki veya üç telli, telleri at kili, koyun, kurt bağırsağından yapılmış kirişlerden oluşan bir enstrümandır. Çalınış şekli, bugün bağlamada da kullanılan, tezene yerine parmaklarla vurarak çalma sekli olan “şelpe”, “pençe” gibidir.

10. yüzyıldan sonra Türk Boylarının Anadolu´ya yerleşmesiyle, kopuzdan türeyen ve yakin zamana kadar kimi yörelerde rastlanan iki telli “Türkmen Dütarları” çalınmaya başlanır.

Tarihçi Hammer´e göre 15. yüzyılda, uzun saplı bir kopuz türü olan “kolca kopuz”a ilk madeni tel Anadolu´da takılır. Böylece kopuzdan bağlamaya geçiş enstrümanı olan “çöğür”ün ilk adimi atılmıştır. Evliya Celebi´ye göre, çöğür ilk kez Kütahya´da yapılır.

Kopuzun deri olan göğsü madensel telin basıncını karşılayabilmek için ahşaba dönüştürülmüş, sapı uzatılmış ve perde takılmıştır. Beş kıl telli çöğür, madensel telli (üçerden dört gruplu on iki telli) büyük gövdeli, uzun saplı bir çalgıya dönüşmüştür. Günümüzde çöğür, orta boy bağlamada küçük bir sazdırTüm bunlar olurken, beş telli kopuzun da Mevlana Celaleddin-i Rumi tarafından “altın telli sestar” (Seshane) haline getirildiği sanılmaktadır, “Sestar” sözcüğü. Yunus Emre’nin Pir Sultan Abdal´in şiirlerinde de geçer. Evliya Çelebi´ye göre kopuz, seshanenin yavrusudur. Bağlama adına, ilk olarak 18. yüzyıl metinlerinde rastlanıyor. Bu dönemde Anadolu´ya gelen Jean Benjamin de Laborde, seyahatnamesinde, “Bağlama yahut tamburanın biçimi tıpkı çöğürü olduğu gibi, ama ondan daha küçüktür … ” der. Burada adı gecen enstrüman, bağlama ailesinin en küçük elemanı olan “cura”dır.


Anadolu´da yaygın olarak kullanılan üç tür bağlama vardır

  • Uzun saplı baglama, kısa saplı bağlama ve cura.

Kopuzun Anadolu´da geçirdiği evrimlerden ve sapına perde bağlanmasından sonra ortaya çıkan bağlamadır. Türkmenler tarafından tıpkı kopuz gibi kutsal bir enstrüman sayılıyor. Nitekim, Alevi ve Bektaşiler´in dinsel törenleri olan “Cem” , bağlamanın öpülüp basa koyulmasıyla başlar ve tüm tören boyunca deyişler bağlamayla çalınır. Alevi Bektaşi dedeleri de bir nevi “gezginci ozan” sayılabilirler. Bu dedeler, küçük olusu ve rahat taşınabilirliği nedeniyle yanlarında daha ziyade cura taşırlar, “sokaklarda herkesin rastgele tıngırdattığı, üç madenli telli, küçük değersiz bir sazdır” sözleriyle geçer.
Bağlama hem genel geçmişi ile, hemde Alevi Bektaşi kültürünün bir parçası olarak, vazgeçilemeyecek bir sazdır.


Bağlamada Kullanılan Ağaçlar ve Bağlama Bölümleri Hakkında Kısa Bilgiler

  • Bağlamada en yaygın ve eskilerden bu yana kullanılan ağaç türü dut ağacıdır. Dut ağacı seçiminin nedeni ise hem akustik hem de görsel açıdan bağlamayı bir bütün yapmasıdır.
  • Son dönemlerde el yapımı dışında fabrikasyon üretimin çoğalması ve bilinçsizce ağaç kullanımı nedeni ile bir çok ağaçtan artık bağlama üretilebilmektedir. Bunların başında kayın, kestane ve ceviz ağaçları gelmektedir.

Bağlamanın Bölümleri

Tekne

Tekne adı verilen kısım bağlamanın en arka ve bacağa oturan kısmıdır. Daha önceden küçük, dar ve olabildiğince sivri bir şekilde kullanılan tekne, günümüzde daha çok oval bir yapıya yerini bırakmıştır. Teknenin arka kısmının oval yapılmasındaki temel amaç ise bağlamanın sesinin daha yüksek çıkmasını sağlamaktır.

Bağlamanın ses sorununu ortadan kaldırmak için teknede şekil değişikliğine gidilmiş ve sap ise kısaltılmıştır. Sapın kısa bir hale gelmesi ise aynı zamanda kısa sap bağlamanın temellerini atmıştır.

Ses Tahtası

Diğer isimleri kapak veya döş olan ses tahtası bağlamanın akustik açıdan değerini belirleyen kısımdır. Gitar, ud gibi enstrümanların ses tahtalarına göre daha kalın bir yapıya sahip olan bağlamanın ses tahtasının takımı son derece önemlidir. Ses tahtasının takımında çıkan en büyük zorluk ise bağlamanın bir eşik ile gitarda olduğu gibi telleri yükselten bir kısmının olmaması ve tellerinin ince olmasından kaynaklanmaktadır.

  • Daha güzel bir ton almak için tercih edilmesi gereken ses tahtaları ladin ve köknar ağaçlarıdır.

Sap

Diğer adı kol olan sap kısmı bağlamada notaların bulunduğu kısımdır. Genellikle akçaağaç ve kayın ağaçları ile yapılan bu kısımda daha önceleri erik ağacıda kullanılmıştır.

  • Sapta kullanılmak istenen ağacın olabildiğince gözeneksiz ve hafif olması tercih edilmelidir.
  • Sapta kullanılmak istenen ağaç belirli bir süre bekletilmeli ve kurutulmalıdır.

Bağlamanın Ölçüleri ve Bağlama Bakımı

Yazımızı okurken sizin de fark edeceğiniz gibi bağlama hiçbir enstrümanda bulunmayan şekil ve büyüklük açısından değişik boyutlarda olan bir enstrümandır. Bağlamanın boyunu en çok etkileyen durum ise kullanılan malzeme nedeni ile sabit bir formunun olmayışıdır.

Bağlamanın tekne kısmının oyma ile yapılması ve her ustanın kendi sanatını konuşturması da bu farklılaşmada katkısı bulunan bir diğer durumdur.

  • Günümüzde kullanılan bağlamaların genel boyu  20-55 cm aralığında değişiklik göstermektedir.

İyi Bir Bağlamanın Özellikler ve Bağlama Bakımı

  • Diğer enstrümanlarda olduğu gibi iyi bir bağlamada da dikkat edilen ilk nokta sesin kalitesi ve uzama miktarıdır.
  • Sap kısmının kesinlikle önceden bekletilip kurutulması ve sap atmaması gereklidir.
  • Ses tahtasının bağlama açısından önemini az önce sizlerle paylaşmıştık. Ses tahtası takılırken dikkatli olunmalıdır.
  • Görsel olarak ölçülerinin orantılı ve çalan kişiyi rahatsız etmeyecek bir ergonomide olmalıdır.

Bağlama Bakımı

Bir enstrümanın bakımını yapmak, onu yakından tanımak müzik ile uğraşan her kişinin yapması gereken bir durumdur. Enstrümanı daha yakından tanımak size onun hakkında daha yakından bilgi vermek ile kalmayacak kişiselleştirebileceğiniz bir müzik aletine dönüşecektir.

  • Nem, ani sıcaklık değişimi gibi durumlardan kaçınılmalıdır.
  • Enstrümanı hangi odada muhafaza ediyorsanız orada kullanmaya özen gösterin.
  • Çaldıktan sonra kesinlikle kendi kılıfına koyun.
  • Tellerin oksitlenmesini beklemeden iki ay da bir değiştirmeye çalışın.

Bağlama kursu İzmir olarak bağlama ile ilgili en geniş kapsamlı bilgiyi vermek için bağlama kursu İzmir öğretmenlerimiz ve onlarca araştırmanın sonucunda sizler için bu yazıyı hazırladık. Aklınıza herhangi bir soru takılmaması için her bilgiyi sizlerle detaylıca paylaştık.

Bağlantılara tıklayarak sitemizi ziyaret edebilir ve sormak istediğiniz soruları bize iletebilirsiniz.